24 Kasım 2012 Cumartesi

Nato Toprağı



Bu vatan toprağın kara bağrına
Patriot füzesini kuranlarındır
Dünyanın her yerinde, para uğruna
Masum çocukları vuranlarındır

Irak'a, Kore'ye, Libya'ya düşen
M16'yla çakan, F16'yla coşan
Batıdan doğuya yol bulup koşan
Petrolü mâdeni soranlarındır

Tayyip'in dilinden düşmez bu insan
Obama Huseyin, o büyük başkan
'Babalar gibi sattığım bu vatan
Sen ve senin gibi girenlerindir'

Erhan'ım ne yazsan ziyâde değil
Bu pislik bir kuru ifâde değil
Bu vatan hainlere amâde değil
Ömrünü toprağa verenlerindir!

19 Kasım 2012 Pazartesi

İstanbul'u Fişliyorum


İstanbul'u fişliyorum gözlerim kapalı
Önce hafiften bir işçi sendikası geçiyor
Yavaş yavaş sallanıyor flamalar ellerinde
Uzaklarda çok uzaklarda
Emekçilerin hiç dinmeyen megafonları
İstanbul'u fişliyorum gözlerim kapalı

İstanbul'u fişliyorum gözlerim kapalı
Muhalifler geçiyor derken
Sürü sürü, çığlık çığlık
Cumhuriyeti savunuyorlar
Ergenekonun işi olmalı
İstanbul'u fişliyorum gözlerim kapalı

İstanbul'u fişliyorum gözlerim kapalı
Kavga dövüş İstiklâl
Bağırış çağırış Bağdat
Şehitler ölmez vatan bölünmez diye
Açılıma karşıymış bir de faşistler
Tayyip'ten aldığım emirle
İstanbul'u fişliyorum gözlerim kapalı

İstanbul'u fişliyorum gözlerim kapalı
Vatan millet sakarya
Hak emek özgürlük
Adalet eğitim sağlık
Durduk yere karışıyor ortalık!
Hepsini not ediyorum tek tek
İstanbul'u fişliyorum gözlerim kapalı

17 Kasım 2012 Cumartesi

Boşgeldin Kadınım

Boşgeldin kadınım
Köşeden bi marlboro alsaydın
Ya da tekelden bi şarap kapsaydın
Olmadı böyle, boşgeldin

Boşgeldin kadınım
Sanmam ki yorulmuşsundur
En fazla durağa yürümüş,
Oradan 9ÜD'ye atlamışsındır
Nasıl etsen de yıkasan ayacıklarımı

Ne gül suyum ne gümüş leğenim var

Boşgeldin kadınım
Gel, çıkarma ayakkapçıklarını
Ne temiz halım var, ne düzgün yatağım
Memleket gibi pistir odam

Boşgeldin kadınım
Bilmem acıkmış mısındır
Benim acayip midem kazındı
Doğru mutfağa!
Makarna çorba bulgur falan
Yapıver bir şeyler

Boşgeldin kadınım
Geldin şenlendi evim
Ben de diyordum maçı kimle seyredeyim
Fenerden yersek yine, sus, sinirlenirim
Boşgeldin, kadınım benim

14 Kasım 2012 Çarşamba

"İstanbul'da, Boğaziçi'nde..."

Orhan Veli'nin öykülerinden birine konu olan Hoşgör Köftecisi'nde
       Pek çoğumuz İstanbul'u Dinliyorum şiiri ile tanıdı onu. Uzun boylu, çirkin yüzlü, yalnız, garip bir İstanbullu... İçine kapanık ama özgürlüğüne düşkün, hayata başka bakan, sırf hava güzel olduğu için işinden istifa eden bir memur...  Türk şiirinde uyağı yıkan, özgürlükçü bir yaklaşımla yeni bir tarz getiren, şiiri sokağa indiren, Cemâl Süreya'nın söylediği gibi "Şiire kasket giydiren" adam Orhan Veli...


       Ders kitaplarında yer alan bir iki şiirinden başka ne kadar tanınıyor Orhan Veli? Otuz altı yıllık ömründe yaptıklarıyla adından ne kadar söz ettiriyor? Ya da hak ettiği kadar söz ediliyor mu adından? Sanmıyorum...

       Aslında Orhan Veli "gizli kahraman"dır diyebiliriz. Söyledikleri, eserleri dilden dile dolaşmıştır ama adı anılmamıştır, bilinmemiştir çoğunlukla... Meselâ "rakı şişesinde balık olmak" deyimi Orhan Veli'nin Eskiler Alıyorum şiirindeki "Bir de rakı şişesinde balık olsam" dizesinden gelir. Ahmet Haşim'in "Göllerde bu dem bir kamış olsam" dizesiyle alay etmek için yazılmıştır. Sonra "bir elinde cımbız, bir elinde ayna, umurunda mı dünya" sözü pek kullanılır ama Cımbızlı Şiir'den alıntı olduğunu çoğu kişi bilmez. "Ölüm Allah'ın emri, ayrılık olmasaydı" bilinir ama Kitabe-i Seng-i Mezar bilinmez.


       İstanbul'u Diniyorum'u bilir herkes, ama İstanbul Türküsü de bir o kadar güzeldir.

İstanbul'da, Boğaziçi'nde,
Bir fakir Orhan Veli'yim;
Veli'nin oğluyum,
Târifsiz kederler içinde.

Urumelihisarı'na oturmuşum;
Oturmuş da bir türkü tutturmuştum:

"İstanbulun mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
Gözlerimden boşanır hicran yaşları;
Edalı'm,
Senin yüzünden bu hâlim."

"İstanbulun orta yeri sinama;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
El konuşur, sevişirmiş; bana ne?
Sevdalı'm,
Boynuna vebâlim!"

İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim;
Bir fakir Orhan Veli;
Veli'nin oğlu;
Târifsiz kederler içindeyim.

       Keşfedenler için saklı bir hazinedir Orhan Veli. Keşfedildiği an, ruha dokunan dizelerin mutluluğu ile "şimdiye dek neden okumadım bunları?" pişmanlığı birbirine karışır. Denizdir, dalyanlardan çekilen ağdır, mavnadır, çatanadır, ardından bakakalınan gemidir...

       Şu dünyada garip olan her şeydir.

       Ortaokul arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le birlikte daha sonraları "Birinci Yeni" ismi de verilen "Garip" akımını başlattı. Hece, uyak, şekil gibi eski şiirin tüm kurallarını şiirden atan bu anlayış çok eleştirildi. Orhan Veli hayatı boyunca edebiyat çevrelerinden tepki aldı. Ancak bu tepkilere kulak asıp yolundan dönmedi. Örneğin Süleyman Efendi'nin "nasır"ı...

       Yahya Kemâl "cahil ve geri kalmış" demiş, Necip Fâzıl "basit" demiş.

       Kimilerinin ısrarla onunla dövüştürmeye çalıştığı Cemâl Süreya ise onun için "Orhan Veli'nin kavgası edebiyatımızın en büyük kavgasıdır." diyor. 

       Orhan Veli'yi, daha doğrusu topyekûn Garip'i "Fransız sürrealistlerinin kötü bir taklidi" olarak nitelemiştir Attilâ İlhan ise...

       Başka bir anekdot: 1950'de Nâzım Hikmet hapisteyken Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet açlık grevi yapmışlardır ve o zaman çıkardıkları Yaprak'ta onu desteklemişlerdir.

       Türk şiirinde çığır açtığını söylersek abartı olmayacak bu adamın ölümü de "garip" olur. Ankara'da belediyenin açtığı çukura düşer ve hafifçe yaralanır. Dört dün sonra İstanbul'da aniden fenalaşır ve hastaneye kaldırılır. Doktor alkol zehirlenmesi teşhisi koyar ancak Orhan Veli beyin kanaması geçirmektedir. Saat 22.30'da, 36 yaşında hayata veda eder.

       İstanbul Türküsü'nde "Urumelihisarı"ndan, mermer taşlarından bahsetmesi vasiyet kabul edilir ve Aşiyan Mezarlığı'na defnedilir. Mezar taşını Abidin Dino tasarlar. Hayatı boyunca uyağa karşı çıkan bu adamı uyağın mezar taşında bulması ziyarete gelenlerin yüzünü gülümseten bir ayrıntıdır.
Orhan Veli'nin mezar taşı

       Orhan Veli'nin şiirleri Zülfü Livaneli, Cem Karaca, Ezginin Günlüğü gibi pek çok müzisyen tarafından bestelenmiştir. Üç ay önce kaybettiğimiz Müşfik Kenter, şairin pek çok şiirini muhteşem sesiyle seslendirmiştir.

       Orhan Veli'nin kardeşi Füruzan Yolyapan'ın onlarca yıllık emanetleri gün yüzüne çıkarmasıyla birlikte okurlar Orhan Veli'nin sesini duymuşlardır. Geçen yıl Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti adlı eserde hem Orhan Veli'nin bilinmeyen şiirleri hem de şiirleri okurken yaptığı bir kaydı içeren bir cd bulunuyor.

       Biraz da kendimce bahsetmek gerekirse; her sabah uyandığımda, kahvaltıda, kapıyı kapatıp sokağa girerken, otobüs bekleyişinde, kafayı cama yaslayıp insanları izlerken, vapurda Galata Kulesi'yle bakışırken, güneş batarken-doğarken, mutlu olunca-hüzünlenince, kavuşunca-ayrılınca dilimde bir Orhan Veli şiiri vardır. Belki güneşli bir sabah evden çıkarken Güzel Havalarda mahvolmamak istercesine, belki gidesim gelir, başlarım "gün olur" diye, belki bir Ayrılışın verdiği çaresizlik kaplar içimi... Belki sizler de öylesinizdir, ben kendimi buldum o basit cümlelerin çok şey anlatışında, içimdeki duygular çalınarak yazılmış sanki her biri.

       Bir fakir Orhan Veli...

       Altmış ikinci ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.

NOT: Bu yazının birkaç yerinde orhanveli.net sitesinden yararlanılmıştır.