16 Eylül 2012 Pazar

Kaçıncı Levent?



Haluk Levent siyasi çıkışları ile dikkat çekiyor uzun zamandır. Bu çıkışların bazıları takdire şâyan; bazıları gereksiz, yanlış, zarar verici olaylar oluyor. Bir söylediği bir eylemini tutmadığı, bir işi öbür işine ters düştüğü görülüyor. Bu işleri yapan kişinin aynı şarkıcı olup olmadığı konusunda şaşkınlığa düşüyorsunuz. Fazla uzatmadan örnekler vereyim.

Bugün alınan, 8 polisimizin Şehit olduğu haberinin ardından Haluk Levent dinletisini (konser) iptâl etmiş. Daha önce de yaptığı gibi... Elbette güzel bir düşünce, bu yaslı günümüzde, üst üste acılar yaşadığımız bu sıkıntılı gündemde eğlenmek olmaz diye dinletiyi iptâl etmek tebrik edilmesi gereken bir hareket. Haluk Levent daha önce de 23 Nisan'a özel dinleti yapmıştı. Çanakkale Türküsü'nü kendi tarzıyla yorumladığı dinletisinde Bağımsızlık Savaşı kahramanlarını anması da ona duyulan sevgiyi kuşkusuz arttırmıştı.

Buraya kadar her şey güzel diye düşündünüz. Peki aynı Haluk Levent'in sözde Ermeni soykırımı ile ilgili "1915'te yaşanan acı olaylar" demesi; bölücü, sömürgeci işbirlikçisi, gerici hainlerin cezalandırıldığı İstiklâl Mahkemeleri'yle ilgili yine aynı "üzüntüyü" uyduğunu belirtmesi; yabancı devletlerin uşaklığını yapan feodalite isyancılarının hak ettikleri muâmleyi gördüğü 1937-38 "olayları"na da -Dersim İsyanı'na "katliam" diyen- ağzı bozuk Cumhuriyet düşmanlarının penceresinden bakması önceki yazdıklarım ile çelişen şbeyler değil mi? Van depreminde mağdur olan insanlar için düzenlenen dinletiye boynunda poşuyla çıkması ve Şehitlerimizi-Gâzilerimizi düşünüp dinletilerini iptâl etmesi tutarsızlık içinde olduğunun göstergesi değil mi?

Haluk Levent 23 Nisan ve 18 Mart gibi önemli tarihlere sahip çıkan, Şehit ve Gâzilerimizle ilgili hassasiyeti olan, Atatürk ilke ve devrimlerine saygılı bir Türk sanatçısı mı yoksa terörist ve Şehidi bir tutup "her iki taraftan acılar" edebiyatı yapan; bölücü ve gerici isyanları meşru görüp bu isyanları bastıran -Cumhuriyetin kuran ve devrimleri gerçekleştiren- yönetimleri katliamla suçlayan, -basın ve "aydın" kesmin bir kısmı öyle yapmayanı faşist-ırkçı ilân ediyor diye- sözde soykırımın gerçek olduğu palavrasını yayan bir "Türkiyeli" mi?

Haluk Levent bu soruları okuyup yanıt vermez belki, ama bir yanıt verecek olsa ilk sözleri "Ben bu toprakların her türlü zenginliğini seviyorum, herkesin acısını paylaşıyorum. Birlikte ağlayıp güldüğümüz 74 milyon insanın kardeşliğine inanıyorum" olacaktır. Çünkü yaptığı şeyler bazı ilkelere, -"kırmızı"- çizgilere ters düşen kişiler hep böyle yuvarlak laflar, süslü cümleler sarf ederler. Genç Türkiye Cumhuriyeti'ni parçalamak isteyen sömürgecilerin kuklalarını, eli kanlı isyancıları mazlum gibi göstermek, kardeşliği, barışı zedelemiyor mu? İnsanımıza kan kusturan azılı cinâyet şebekesi PKK'dan "terör örgütü" diye bahsetmemek insancıllığınızla (hümanizm) çelişiyor mu? Bebeklere dahi kıyan hain teröristlere şevkâtle yaklaşan "her iki taraftan"cılar barıştan, insan haklarından ne hakla bahsedebilir?

Özetle; hem ona yaranayım hem buna anlayışından mı, doğrular ve yanlışlara değil de birilerinin övgü/tepkilerine önem vermesinden mi ya da başka bir şeyden mi bilmiyorum ama Haluk Levent'in bu hassas konularda tıvitırda, orada burada söylediği sözler kendi içerisinde çok büyük çelişkilere sahip. Hangisine inanmalıyız? Kaçıncı Levent'e?..

8 Eylül 2012 Cumartesi

Piyon


29 Ekim resepsiyonunu "deprem oldu" diye iptal eden Tayyip Erdoğan o gece üç ayrı düğünde boy göstermişti.

Kör vatandaşa "Görmeyen gözlerinle sana iş vermişiz daha ne istiyorsun" diyen Sağlık Bakanı Recep Akağ'dı.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ise vatandaşa takla attırarak gerçekçiliğini test ediyordu.

...

Afyon'daki patlamada 25 askerin şehit olması üzerine bölgeye giden Necdet Özel, Afyonkarahisar Valisi'nden hediye alıyor!

Kesinlikle o da onlardan...