29 Ağustos 2016 Pazartesi

İmralı Notları'ndan Sızanlar

          18 Temmuz tarihli yazımızda İmralı Notları'ndan bâzı alıntılar vermiş, son dönemde birilerini hain ilân eden ve sık sık vatana ihânetten söz eden AKP'lileri utandıracak itirafları ortaya koymuştuk. Bu yazıda İmralı Notları'ndan altını çizdiğimiz sayfaları tek tek yorum yapmadan aktarıyoruz. İçinde bir hayli "ilginç" kısımlar var.

          Terörist başı Abdullah Öcalan'ın ağır narsist kişiliği ve her olayı kendine karşı yapılmış bir komplo olarak değerlendirmesi, kitabı okuyanların (PKK yandaşları hâriç) en iyi gözlemledikleri husus olabilir. Bu bakımdan -buraya aktardığım bölümler dâhil- tutanaklarda yer alan cümleler Öcalan'ın bu psikoloji bozukluğu ile birlikte yorumlanmalı. Bu cümlelerin arasında işbirliği itirafları da olabilir, narsist bir kâtilin çarpıtmaları da.

          Yazının gereksiz yere büyümemesi için köşeli parantez ([]) veya parantez içinde üç nokta ((...)) kullandık. Yazım hataları dışında sözcükleri değiştirmedik. Sıralama kitapta olduğu gibi kronolojiktir. Bâzı tutanaklarda tarih olmadığı için soru işâreti koyduk. İfâdelerin başında sayfa sayıları var. Sayfa numarası olmayan cümleler, üstündekinin devamıdır.

          "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa (İmralı Notları)" adıyla Avrupa'da yayınlanan ve internette e-kitap olarak bulunan tutanaklarda okuduklarımızdan çok şey çıkarabiliriz. Örneğin buraya almadığım kısımlardan birinde PKK'nın siyasî uzantılarından biri olan Demokratik Bölgeler Partisi hakkında konuşuluyor. Öcalan'a logo hakkında fikri soruluyor. "Bir kadın figürü olabilir. İki elini açmış, elinde buğdayı temsilen başak. Kadın çocuk tutar gibi başağı tutacak, yani ona en değerli varlığı gibi bakacak. Çünkü başağı kadın yarattı. Kadın kırmızı elbise giymiş, iki elinde başak sarı renkte, zemin de yeşil olabilir." diyor. (s. 358) Google'la "Demokratik Bölgeler Partisi" yazarsanız târif edilen logo karşınıza çıkar. Aynı konuda bir başka örnek... Öcalan "Bu söylediklerimi hayata geçireceksiniz. Mayıs ayında milletvekillerinin hepsi HDP’ye geçecek." diyor. (s. 268) Aşağıdaki haberin tarihine bakınca birkaç gün erken de olsa tâlimatın aynen yerine getirildiğini görüyorsunuz. Burada özellikle 7 Haziran'da HDP'nin PKK ile, Abdullah Öcalan ile alâkasız bir siyasî parti olduğunu iddia eden "özgürlükçü", "demokrat" arkadaşları sevgiyle anıyoruz.


          Uzatmayalım. İşte terörist başına selâm yollayanlardan Suriye pazarlığına, Öcalan'ın imajını düzeltmekle övünüp Türk milliyetçiliğini tehlike olarak gören devlet görevlilerinden Öcalan'ın belgeselini yapmak için izin isteyenlere İmralı Notları'ından sızanlar...


23 ŞUBAT 2013

          17- A. Öcalan: “AKP’nin tam olarak oturması ve olgunlaşması için bilerek bekledim, sabrettim. AKP anlar, dedik. AKP darbe ile uğraşırken başını belâya, derde sokmayalım, dedik.”

          28- S. S. Önder: “Can Dündar’ın size selâmları var. Sizin belgeselinizi yazmak istiyor. Amara’dan başlamak istiyor. Sizin izninizi istiyor. Görüşmek istiyor.”


18 MART 2013

          34- A. Öcalan: “2006’da bir yetkili ‘Süreç ilerlerse en son sıra sana gelecek.’ demişti.”


3 NİSAN 2013

          56- A. Öcalan: “Basına yanlış şeyler yansıdı. Öcalan bağımsızlıktan, federasyondan, özerklikten, bilmem neden vazgeçti, dediler. Ben hiçbir şeyden vazgeçmedim.”


?

          66- S. S. Önder: “[Oğuzhan Müftüoğlu’na] Sizin de zâten selâmınız vardı, ilettim. O da
size selâmlarını ve sağlık dileklerini gönderdi.”

          68- S. S. Önder: “Gerek Adalet Bakanı’yla yaptığımız görüşmelerde, gerekse H. Fidan’la yaptığımız görüşmede, CHP’nin geçmişte verip unuttuğu böyle bir araştırma komisyonu önerisi olduğunu, eğer bunu güncellersek CHP’nin bir yol ayrımına geleceğini, önergesine sahip çıkması durumunda sürece katılmış olacağını, reddetmesi durumunda siyaseten beş paralık duruma düşeceğini önerdik. AKP başlangıçta bunun önemini kavrayamadı, Sıkıştıklarında bunu hatırladılar ve alelacele uyguladılar.”

          69- P. Buldan: “Başkamm, komisyon kurulmadan bir gün önce CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ile görüştük. Newroz’da okunan mesajınızı çok beğenmiş. Derlitoplu bir metin olduğunu söyledi. Yalnız ‘Daha çok Orta Doğu’ya ilişkin belirlemeler var. AB konusunda da bir görüş belirtilseydi iyi olurdu.’ dedi. Bireysel olarak CHP’nin sürecin içerisinde olması gerektiğini düşünüyor.”


24 HAZİRAN 2013

          88- A. Öcalan: “Özal ve Erbakan bana ‘Her türlü yasal tedbire hazırız.’ dediler. Orduyla
görüştüğümüzde de aynısını söylediler.”


21 TEMMUZ 2013

          102- A. Öcalan: “Lice'deki esrar operasyonları da böyledir. On yıldır niye yapmıyorsunuz? Zaten karakolların yanında bu iş yapılıyor. Yüzde 90’ı da askerin cebine gidiyor. Çiller döneminde de Yüksekova'dan bu ticareti yapıp bütçeye yirmi milyar Dolar kattılar. Savaşı buradan finanse ediyorlardı.”

          102- A. Öcalan: “Geçmişte benimle görüşen askerleri de böyle kandırıp sonra Ergenekon’dan içeri aldılar.”

          108- A. Öcalan: “Biz Emre Beyle [Taner] burada görüşmeye başladığımızda Sabri, Zübeyir onlar üzerinden bâzı anlaşmalara varılmıştı. Benim de onayımı istediler, ama yetersiz buldum, olmadı. O nedenle 156 sayfalık yol haritası hazırladım, ama kabûl görmedi. Yeniden çatışmalar başladı, savaş lobileri devreye girdi. Ordunun bizimle çözüme gitmek isteyen kesimi de Ergenekon’la birlikte tasfiye edildi. ABD yaptı bunları, yoksa Tayyip Bey bir onbaşıyı bile tasfiye edemez. Cemaatin savcıları eliyle bunları yaptılar.”


17 AĞUSTOS 2013

          119- S. Demirtaş: “Türkiye PYD’nin Suriye muhalefetiyle birlikte hareket etmesini istiyor. Muhalefetin bayrağını kullanmasını istemişler, üçüncü çizgiyi sonlandırmak istiyorlar. Buna karşılık da sınır kapıları açılacak, Türkiye de oradaki yapıyla ilişki geliştirecek. İleride muhalefetle birlikte çözüm olunca Türkiye itiraz etmeyecek.”

          129- S. Demirtaş: “Mithat Sancar, Cengiz Çandar, Filiz Koçali -kendisi aynı zamanda eşbaşkan yardımcımızdır-, Oral Çalışlar, Nuray Mert, Osman Kavala ile görüştük. Selâmları vardı.”

          130- A. Öcalan: “[Suriye konusunda] Dün heyetle tartıştım. Herhâlde hayata geçer, MGK’da da tartışacaklar.”

          131- A. Öcalan: “Ama temel stratejik ittifak Türkiye iledir. Bunu Türkiye’ye öneriyoruz.”

          131- A. Öcalan: “Müslim’in Türkiye’ye gelmesi stratejiktir, hatta PKK ile görüşülmesi
kadar önemlidir, dendi”.

          Yetkili: “Yakında on beş kamyon yardımda gidecek. Evet, stratejiktir.”


15 EYLÜL 2013

          145- S. Demirtaş: “Fetullah Gülen’in görüntülü bir demeci düştü internete. ‘KCK’lilerin, BDP'lilerin evlerine uyuşturucu yerleştirin, sonra da gidip başlan yapın. Bunlara terörist deniyordu, şimdi bir de uyuşturucu kaçakçısı falan denir.’ biçiminde bir demeçti.”

          147- A. Öcalan: “Suriye muhalefeti nasıl geçici bir hükûmet kurup başkanım belirlediyse,
onlar da hemen bir geçici hükûmet kurup başkanını belirlesinler. Salih Müslim olur, artık kendileri bilirler. Suriye demokratik birlik hükûmeti olur.”

          S. Demirtaş: “Kürt ismini kullanmasınlar mı diyorsunuz?”

          A. Öcalan: “Evet, Suriye birliğini savunsunlar, sadece Kürtler adına hareket etmesinler. Kendi konseylerini parlamento gibi belirlesinler. Cenevre’ye kendi hükûmet başkanlarıyla gitsinler. Cenevre’de ÖSO ve demokratların hükûmetleri birleşir, tek hükûmete dönüşür. Çözüm de ancak böyle gelişir. ÖSO’nun hükûmet ilanı iyidir, olumludur.”


9 KASIM 2013

          169- P. Buldan: “[Selahattin Demirtaş] ABD'de bir haftalık görüşme ve temaslarda bulunmuştu. ABD’nin süreci önemsediğini, gözlemci olma taleplerine Türkiye’nin sıcak bakmadığını aktarmışlar.”

          175- İ. Baluken: “Tutuklu vekillerle ilgili herhangi bir gelişme yok. Daha önce hükûmet yetkilileri ile yaptığımız görüşmede bu konuda Ergenekon davasından tutuklu olan vekiller nedeni ile adım atamadıklarını söylüyorlardı.”

          179- S. S. Önder: “Başbakan devam etti. ‘Bana ne yapacağımı soruyorsun, söyleyeyim. Her şeyi yapacağım. Bir zamanı var ve bu konuda Apo ile de anlaşmışım. Tek bir kırmızıçizgim var, o da Suriye’dir. Orada Kuzey İrak benzeri bir yapılanmaya asla izin vermeyeceğim.’ dedi.”


7 ARALIK 2013

          199- S. S. Önder: “Sayın Başkanım, Deniz Baykal bugünlerde beni sık sık arıyor. Sarıgül’le yaşadıkları çekişmeden dolayı aklınca bana gaz veriyor. Halkın Sarıgül’den nefret ettiğini ve kendisine gelerek ‘Biz Sırrı beye oyumuzu vereceğiz.’ dediklerini anlatıyor.”


11 OCAK 2014

          221- S. S. Önder: “Kılıçdaroğlu ile görüştük. (...) Özet olarak bizim kendilerini desteklememizi ve bunu da gizlice yapmamızı istediler. (...) ‘Birlikte gözükmemiz hem size hem de bize büyük bir zarar verir.’ dedi.”


8 ŞUBAT 2014

          231- P. Buldan: “[Hakan Fidan] PYD’nin rejimle işbirliği yaptığını, bu tutumunu değiştirirse kendilerine destek sunacaklarını söyledi.”


9 MART 2014

          254- İ. Baluken: “[Ahmet Davutoğlu] PYD'nin rejime desteğini kesmesi, muhalefetle hareket etmesi ve diğer Kürt gruplarıyla ilişkiler geliştirmesi durumunda desteklemeye hazır olduğıunu ifâde etti.”


26 NİSAN 2014

          291- 15 Nisan tarihli ekten: “Pakistan-Taliban müzakere sistemi AKP’ye hatırlatılmalı.”


?

          301- S. S. Önder: “Yasemin Çongar ve Enis Batur'un size selâmı var.”

          304- A. Öcalan: “Benimle burada Ergenekoncular, Atilla Uğur vb. görüştüler. ‘Savaşı devam ettir, biz de çözüm getiririz.’ diyorlardı. (...) Bizim şimdi savunduğumuzdan daha ileri bir çözüm öneriyordu. ‘Çözüm için birçok yasa çıkaracağız.’ diyordu.”


?

          320- Öcalan’ın elinde bir yasa taslağı var. Maddeleri okuyor. Nasıl olması gerektiği konusunda konuşuyorlar. Metin, 10 Temmuz 2014’te TBMM’de kabûl edilen 6551 sayılı “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa Tasarısı”nın metni.


15 AĞUSTOS 2014

          359- İ. Baluken: “[Ahmet Davutoğlu] IŞİD’e karşı olduklarını ve İŞİD’le mücadele için PYD ve Özgür Suriye Ordusu üzerinden oluşacak bir ittifaka destek verebileceklerini aktardı. Biz de bu durumu Kandil’deki toplantıda arkadaşlarla paylaştık. Özellikle Carablus ve Til Ebyad bölgesinde ÖSO ile ittifak temelinde bâzı ilişkiler gelişebileceğini arkadaşlar da aktardılar. Arkadaşlar rejimle PYD arasındaki ilişki konusunda Davutoğlu’nun dile getirdiği bâzı hususların çok gerçekçi olmadığını ifâde ettiler. Ayrıca Rojava’ya yönelik ambargo ve ablukanın Türkiye tarafında tamamen kaldırılması gerektiğini ilettik. Bu konuda Davutoğlu gerekli adımları atmaya hazır olduklarını ifâde etti. Bilmenizde fayda var, bu süre içerisinde Başbakanlık-AFAD eliyle Kobani’ye yardım malzemeleri gönderildi. Bâzı sıkıntılı konularda da pratik alanda ilerlemeler sağlandığını söyleyebiliriz. Türkiye Qamişlo kapısına PYD’nin denetimi alması durumunda hiçbir sıkıntının kalmayacağını ısrarla ifâde ediyor.”

          363- S. S. Önder: “Başkanım, buradaki arkadaşlar bu hafta gidecek dediniz, bunlar diğer arkadaşlarımızın yanına gidecekler. Onlar için bir değerlendirme yapmak ister misiniz?”

          A. Öcalan: “Ne anlamda?”

          S. S. Önder: “Tek tek kişisel olarak sizi yoranlar, üzenler oldu mu? Zorlayanlar oldu mu? Gittikleri yerlerde nasıl davranılmalı? Bir öneriniz olabilir mi?”


9 OCAK 2015

          373- A. Öcalan: “Öcalan yirmi yıldır derin düşünüp taşındı. Kendi isyancı yapısı, kuralsızlığı ve gerillacılığını Özal’ın çağrısı ile birlikte gözden geçirmeye başlamış, bu şekilde PKK’nin konumunu değiştirmeye karar vermiştir. Biz kamu düzeni için tehdit olmaktan çıkmaya yirmi yıl önce karar vermiştik. Bu konudaki iradem kesindir. Bunu Başbakan’a da iletin. Bizim geçmişte de niyetimiz vardı. Bunu Özal’la yaptık, fakat Özal öldürüldü.”

          376- Kamu Güvenliği Müsteşarı: “Bu konuda siz de haksızlık yapıyorsunuz. Siz buradan örgütü yönetiyorsunuz. Buna müsaade ediyoruz. Heyetlerin geliş gidiş imkanlarını da sağlıyoruz. Bunlar hiç yokmuş gibi değerlendiriyorsunuz.”

          376- A. Öcalan: “Burada da Oslo’da Sabri ile Zübeyir’in yazdığı bir mektup vardı. O mektubu imzalayarak girdim bu işin içine. Bazen düşünüyorum. O dönem çok saf davranmışım. O dönem o kadar safım ki, benden mektubu alıp okuduğuma dair bir imza istediler. Ben de alıp imzaladım. 2008’in sonu ya da 2009’un başlangıcıydı. Kendimi öylece bu sürecin içine koydum.”

          379- A. Öcalan’dan Sırrı’ya: “Senin bütün bunları bilerek sanatta yoğunlaşman lazım. Nasıl film yapman gerektiği için de sana bir yazı vereceğim.”

          383- A. Öcalan: “Darbe çarkı daha amansızca yürütülüyor. Paris’teki suikast onunla ilişkili. Holland, Esad konusunda Türkiye’yle ortak hareket etmiş. Bu eylem Holland’ı bu anlamda geri çekme, Türkiye’yi yalnızlaştırma operasyonudur. AKP’ye yönelik darbe mekaniğinin de işlediğinin göstergesidir.”

          383- KGM: “Tüm bu değerlendirmelerinizde olumlu yapılmış olan hiçbir şeyden bahsetmiyorsunuz. Bir Öcalan imajı âdeta yeniden oluştu. Daha önceki değerlendirmelerden çok farklı olarak burada yürütülen çalışmalarla bugün kamuoyu sizi çok daha farklı değerlendiriyor.”

          383- KGM: “Ben burada son çıkarılan çerçeve yasayla birlikte müzakerenin görevlisiyim. Güvenlik güçlerinin hükûmet üzerine baskısı var. Vatandaşların da baskısı var.”

          384- KGM: “Milisler, şehir içerisindeki eylemler, silâhlandırmalar, bunlar süreç açısından oldukça zorlayıcıdır. Güvenlik güçleri üzerinde operasyon yapalım baskısı var. Bu talepler Başbakana ve güvenlik birimlerine de sıkça iletilmeye başlandı. Bu konuda belli bir rahatlamanın olması gerekir.”

          385- A. Öcalan’dan Hatip Dicle’ye: “Hak-Par ve Hüdapar’la, Ticaret ve Sanayi Odası ile, sivil toplum örgütleriyle görüşün, ilişkide olun. Onlara ‘Öcalan, ister hükûmetin yanında ister bizim yanımızda sürece katılabilirler, diyor.’ deyin. Kendileri karar versin. Siyasî heyete de katılabilirler. Böylece ‘Sürecin dışındayız.’ serzenişleri de bitmiş olur.”

          385- A. Öcalan’dan Sırrı’ya: “Bu birleşik Haziran ve Türkiye sol çevresiyle senin ciddî görüşmeler yapmanı istiyorum. Bu konu son derece önemlidir. Onlara benim ricam ve isteğim olarak iletin.”


4 ŞUBAT 2015

          388-  KGM: “Ayrıca bölgede polis ve askerin hükûmet üzerinde ciddî bir operasyon baskısı var (...) güvenlik güçlerinin operasyonel süreçlerine hükûmet direnç gösteriyor.”

          390- A. Öcalan: “Daha önce Kesire meselesini açmıştım. Derin devletin has adamının kızıyla evlenirken özellikle Dersimli arkadaşlar hep kuşku duymuştu. Ali Haydar daha iyi bilir. Ben onunla evlenirken de ‘Devletle aramızda bir köprü olabilir.’ diye düşündüm.”

          391- A. Öcalan: “Peki, acaba devlet içi çözüme ne zaman karar verdim? Burada Özal’ın büyük bir rolü var tabiî. Devlet kapısını araladığında reddetmedim. Tabiî o zaman dışarıdaydım. Reddedebilirdim de. Sonuç olarak ben karşı değilim. Mahir Kaynak’la da televizyon üzerinden diyalog kurdum. Birbirimizi bu kadar boğazlarken nasıl dost olabiliriz, diye düşündüm. O dönem bana gönderilen bir haberde de ‘Alman-Fransız Savaşı yüz yıl sürdü. Japonya-Amerika Savaşında atom bombası kullanıldı.’ örneklerini verdiler. ‘Devlet dışı çözüm çabalarının kazananı olmaz.’ dediler. ‘Bu kadar büyük acılara rağmen onlar bir araya gelebiliyor, bizim çelişkimiz bu kadar derin değil.’ dediler. Ben buna anlam biçtim.”

          400- İ. Baluken: “Amedspor’un sizin için isminizi yazarak hazırladıkları bir formayı getirdik. Formayı size teslim edecekler. Size çok selâmları vardı.”

          405- A. Öcalan’dan devlet görevlisine: “Benim geçmişte yazdığım kompozisyonlar, yazılar elinizdeyse onları bana ulaştırmanızı isterim. Tapu Kadastro’da Faruk Çağlayan’a yazdığım bir yazı vardı. Benim için önemlidir. 31 Aralık 76 günkü toplantı tutanağı var mı sizde?”

          405- A. Öcalan: “Adıyaman’da Haşan Yorulmaz’ın evine beni götüren çocuk gerçekten sen miydin?”

          S. S. Önder: “Bendim başkanım.”

          Devlet Görevlisi: “Barış Manço’nun bir programı vardı. Adam olacak çocuk diye. Sırrı beyin adam olacağı o günden belliymiş.”

          406- A. Öcalan: “29 Kasım’ı da hatırlayalım (Türkiye cephesinden Kobani’ye en yoğun saldırının geliştirildiği gün). MİT’in özel müdahalesi oldu. Zaten Kobani’yi de o kurtardı.” [Parantez içi, yayıncının notu.]

          406- A. Öcalan: “Bizim üst aklı bulmamız lazım. Bu üst akıl kimdir?”

          410- A. Öcalan: “Tamam. Ciddî bir hazırlık yapın. Teknik olarak bütün hazırlıklarınızın bitmesi gerekiyor. Şimdiden bu çalışmaları başlatın.3 milyona yakın ırgat var. Bunların üyelikleri ve otobüs tutulup taşınmaları şimdiden gündeminizde olmalıdır.”

          Heyet: “Geçen seçim Pervin Hanım İğdır’daki seçmeni dışarıdan otobüslerle
oy kullanmaya taşımıştı.”

          A. Öcalan: “Her yerde aynı şeyi yapmak zorundasınız. Sadece Iğdır değil, tüm Türkiye’de bunu yapmak zorundasınız. (Pervin’e dönerek) Sen artık tecrübelisin bu konularda ve seni sorumlu tutuyorum. Bu seçimde başarmak zorundasınız. Başarmazsanız gözüme görünmeyin.”


27 ŞUBAT 2015

          417- S. S. Önder: “Geliş sebebi doğrudan arabuluculuk teklifi değil. Bunu Kandil’deki arkadaşlardan da dinledik. Süleymanşah’la ilgili bir geliştir. Gelmişken bu tıkanıklığın aşılmasında rol alıp alamayacağını sormuşlar. Ben de buna bir tek sizin karar verebileceğinizi, dolayısıyla sizinle görüşmeyi talep etmesini önerdim.”

          A. Öcalan: “Doğru yapmışsın. Zâten o da olacak. Benim önerimdi. Bu operasyonun gerekçesi nedir? IŞİD saldırısı mı? Tabiî Esad muhaberatı da var. Tahmininiz nedir?”

          Heyet: “Başkanım, IŞİD türbeyi Türkiye’yle anlaşarak komutanların karargahı gibi kullanıyordu. Bunun sebebi oranın rejim tarafından dokunulmaz oluşuydu. Bildiğimiz kadarıyla IŞİD karşıtı koalisyona dâhil oluyor hükûmet. Amerikalılardan da izin almışlar. Bence IŞİD’le de zımnî bir anlaşma yapmışlar. Tüm bu işleri yapabilmek için de PYD’den yardım istemişler. Genel hatlarıyla budur.”

          418- KGM: “Salih Müslim ile görüşüldü. İstedikleri önemli hususlar oldu. Cezire ile Afrin arasında bir koridor açılmasına katkıda bulunmamız ve kolaylaştırmamız istendi ve lojistik ihtiyaçların giderilmesine dair talepler görüşüldü. En önemlisi, irtibat noktası tesisi, yani temsilcilik. Kobane ile Cezire arası koridor, Şenyurt-Dirbesiye kapısının açılması, STK’lara kolaylık göstermek, yüz jeneratör ve şartları değiştirecek geniş boyutlu ihtiyaçlar konuşuldu.”

          422- KGM: “Yüz yıldır Türk-Kürt ilişkileri üzerinden çatışma politikası uygulandı. Tehlike sadece Kürt milliyetçiliği değil, Türk milliyetçiliğidir aynı zamanda.”


14 MART 2015

          437- S. S. Önder: “Üç ay değil, bir ömür boyu Apocu olacağım.”

          437- S. S. Önder: “[Oktay Vural’ın] Bir yeğeni de kadın arkadaş, gerilladadır.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder