3 Şubat 2014 Pazartesi

Osmanlıcı Taksiciyle Kısa Bir Macera


       Dün akşam İzmit'e gitmek için Kartal'da otobüse bindim. Aynı yolculuğu dört beş kez yapmış olmama rağmen, uzun ve yorucu bir mesafe olduğu için ineceğim yeri (Yahya Kaptan Mah.) kaçırdım ve son durakta, Kartepe'de kalakaldım. Saat geç olduğu için belediye otobüsü geçmiyordu. Hemen yakındaki bir taksi durağından taksi tuttum. Aslında taksiye pek benzemiyordu. Beyaz bi Reno'ydu.

       Klasik tanışma diyaloglarında İzmit'in yabancısı olduğumu belli etmemeye çalıştım. Yoksa bin bir yoldan dolanarak taksimetreyi katlayarak kitleyebilirdi. "İstanbul'da okuyorum ama her hafta gelirim böyle arada bir..." diye konuşuyorum. Birden araba teklemeye başladı. Acelem olmamakla birlikte saat de dokuzu bulmuştu. Taksi şoförü mazot alınca durumun düzeleceğini söyleyip ters şeride girdi. Ters şeritte yol kenarından benzin istasyonuna kadar yürüme hızıyla ilerledik. Mazot yükledikten sonra arabada durum değişmeyince iş başa düştü, taksiyi vurdurmaya koyulduk. İleri... Olmadı, biraz geri sonra ileri...
On-on beş dakikalık bu tekleme-yükleme-vurdurma sürecinden sonra nihayet araba çalıştı ve hızlandı. Elimdeki kitabı gören taksiciyle kitaplardan bahsetmeye başladık:

       - Aslında roman okumam pek. İnceleme, tarih falan okuyorum daha çok.
       - Aslında var ya, Osmanlı tarihini okuyacaksın. Çünkü gerçek odur yani.

       Eyvah dedim. Sıçtık... Herif beni kazıklayacak mı diye düşünmeme gerek kalmadı. Bir insan dinciyse yüzde 90 ihtimâlle erdemden, ahlâktan, haktan, iyi niyetten yoksundur. Acımaz takar... Belki huyuna gidersem?..

       - Şimdi Muhteşem Yüzyıl diye bi filim var, Kanuni Sultan Süleyman orda nasıl anlatılıyor? Bir kadından inip diğerine biniyor, sanki adamın hayatı öyle geçmiş.
       - E doğru diyorsun, ben pek fazla izlemiyorum ama dizide savaşları, seferleri gerektiği kadar anlatmıyorlar galiba.
       - Yahu adamın hayatı seferlerde geçmiş yahu. Avrupa'yı almış. Asya'yı da alacaktı, şey Asya'nın da yarısını aldı. Hem bak o zât o dönemin evliyalarındandır. Böyle bir zâtı boyuna sarayda kadınlarla yatan biri olarak gösteriyor şerefsizler.
       - ...
       - Sen ne diyorsun sence doğru mu bu yaptıkları?
       - Ya şimdi Harem diye bir şey var sonuçta.
       - Nedir Harem?
       - Padişah ülkedeki güzel kızları topluyor...
       - Sonra?
       - ...
       - Sonra sikiyor onları öyle mi?
       - Yaani öyle.
       - Bunları meselâ kim söylüyor?
       - Yav bütün tarihçiler bu konuda bunu söyler. Kitaplarda da böyle yazar.
       - O tarih kitaplarını kim yazıyor? Türk Tarih Kurumu. Türk Tarih Kurumu'ndaki o adamların soyu nedir biliyor musun? Bakarsan hepsi Yahudidir! Şerefsizler Osmanlı'yı kötülemek için hep yalan yazmışlar. Fatih'i de, Kanuni'yi de kötü anlatmışlar millete. Yaptığı seferleri gizlemişler, karılarla kızlarla yaşadıklarını anlatmışlar.
       - (İçimden: Sanki TTK'deki adamların tek tek şeceresini çıkardın da konuşuyorsun orospu çocuğu)
       - Bi kere o Harem'deki kadınların hepsi padişaha nikâhlıdır! Onlar ona helâldir yani. Yahu Kanuni Sultan Süleyman abdestsiz dolaşmazdı yahu böyle bi adamdı. Abdülhamit için bile iftiralar attı bu Türk Tarih Kurumu'ndaki Yahudiler.

       (2. Abdülhamit'in torununun Haberturk'ta dedesinin Rom içkisi içtiğini anlatması aklıma geldi, boşver dedim, bozma yavşağı. Gece gece başka çaremiz yok.)

       Bu arada işi gereği her gün geçmesi muhtemel olduğu ve neresi olduğunu çok iyi bilmesi gerektiği "Yahya Kaptan ışıkları"nın nerede olduğunu bilmiyormuş şoför:
       "Yahya Kaptan'ın girişi burası, neresiydi tam adres?" diyor.

       "Ulan şerefsiz, Konak Hastanesi dedik, Yahya Kaptan Işıkları dedik, Yozgat'ta mı taksicilik yapıyorsun sen!" derken içimden, dışımdan "Yav şeyden, otogardan sonra, Konak Hastanesi'nden önce var ya Yahya Kaptan ışıkları..." diyorum.

       - Otogar'dan hangi tarafa doğru dediğin yer?
       - İstanbul tarafında doğru...

       Girdiğimiz yanlış yoldan geri dönüyoruz, oradan çık, buradan gir, geri dön derken on dakika sonra nihayet doğru yeri buluyoruz.

       - Şöyle müsait bir yere çek... Ne kadar borcum?
       - Sen daha önce ne kadara geliyordun?
       - (İçimden: "Önceden"i var mı piç,  neyse onu diyeceksin işte. Ne desem uydurduğumu anlayacak herif.) Valla hatırlamıyorum.
       - İyi o zaman 30 lira versen yeter.

       Cüzdanı açıyorum. Yiğit, yardımsever, iyiliksever adam rolünü de ihmâl etmiyor:

       - Yoksa sorun değil ha...
       - (İçimden: Bi siktir git laa...) Al tam 30 varmış zaten.

       İşte, tipik dinci, Osmanlıcı, erdemsiz, ahlâksız, çıkarcı, kazıkçı ve ünlü https://eksisozluk.com/orospu-cocugu-taksici--1614584 bu herifti. Kendince dine ve dinle özdeşleştirdiği Osmanlı'ya, padişahlara, "evliya"lara, Celâlettin'e ("Mevlâna"), Said Nursi'ye, falanca şeyhe, filânca "âlim"e sahip çıkmakta ateşli bir "Müslüman", tam bir "ahlâk" bekçisi; ama kazık atmada, haram para yemede, dedikoduda, kadınlara sarkmada, lâf atmada, rüşvette, torpilde, yalanda, hilede dinin öğütlediği ve emrettiğinin tersini yapan bir ikiyüzlü... Önüne gelen kadına yatmak isteyip evlenmeye bakire kız arayan muhafazakâr Anadolu erkeği bu. Mini etekli, dekolteli sevgili ayarlamaya çalışıp kız kardeşi başı açık gezdiğinde bir güzel döven yobaz bu. Yaratıcı'nın rızasını kazanmak için değil, cehennemde yanmamak için, cennette hûri becermek için Müslüman olan bu. Onu sömüren siyasi-ekonomik sisteme baş kaldırmak yerine, madem ben sömürülüyorum, ben de başkalarını sömürerek kendimi kurtarırım diyen ahlâksız miskin bu!

       İçten insanları, ilkeli insanları, iyi insanları dinden soğutan, uzaklaştıran, İslâm'a düşman yapan karaktersiz çıkarcı Müslüman; en az el-Kaide, Hizbullah gibi "din adına" insan öldüren terör örgütleri kadar zarar veriyor İslâm'a.

       Allah beni kazıkladığın için bir, İslam'a verdiğin zarar için bin kere belânı versin Osmanlıcı taksici!

5 yorum:

  1. Ne bok varsa bu Osmanlıcı-Şeriatçı şerefsizlerde var zaten... Ne diyeyim, büyük geçmiş olsun...

    YanıtlaSil
  2. İbneliğin bin türünü yapıp sonra müslümanlığı savunan adamlar kadar dine zarar veren başkaları yok. İnsanlarda dini değilde, dini temsil ettiği sanılan kişileri körü körüne savunduğu için yanlışlar daha da çoğalıyor. Aslında adamları değilde fikirleri savunsalar iş yoluna girecek ama neyse buraya sığmaz şimdi bu tartışma.

    YanıtlaSil
  3. Klasik bir yorum yapacağım; ancak bu klasik cümleyi anlamamış olmak büyük bir gaflet:
    "Birilerinin yaptığı yanlışlar, genele yayılamaz."

    YanıtlaSil
  4. Ayrıca, aynı Osmanlıcı zihniyeti eleştirme konusu için evet, bugün elinizin altında binlerce eleştiri konusu var ve bence de sonuna kadar haklısınız; ancak aynı Osmanlıcı zihniyeti, 15.yy'da bu türlü konularla eleştiremezdiniz. Sadaka taşından para alacak adam bile bulunmadığı zamanların Osmanlıcı zihniyetinin bugünü, maalesef kötü durumdadır.

    YanıtlaSil