19 Nisan 2013 Cuma

Bizim Döneklerimiz Kimler Olacak?


       Mensup olduğu ideolojik çevrede atıp tutan, bağıra çağıra o görüşün öncülüğünü yapan kimileri, güç dengelerinin değişmesiyle, sarsıcı olaylar meydana gelmesiyle hemen saf değiştirmişlerdir. Özellikle bizim yakın tarihimiz böyle döneklik olaylarıyla doludur.
       60'lı ve 70'li yıllarda solcuların önde gelenleri, Oral Çalışlar, Çetin Altan, Cengiz Çandar gibileri, kısmen 12 Eylül darbesiyle, büyük oranda SSCB'nin yıkılmasıyla saf değiştirip ABD'nin yerli hizmetçiliğini seçmişlerdir. Dün küfrettikleri "emperyalist" ABD'nin plânları içinde, bugünün en ateşli neo-liberalleri olmuşlardır. "İsyan, bağımsızlık, devrim" söylemlerinden, NED, Soros, Stiftung destekli "insan hakları, demokrasi, sivilleşme, açılım" edebiyatına geçiş yapmışlardır. Kısaca dönmüşlerdir. Çünkü dayandıkları güç Türk milleti değil Sovyet Rusya'ydı. Halkı değil yabancı bir devlet için çalıştıklarından dolayı o devletin yıkılmasıyla bunların güveni de yerle bir oldu ve bireysel çıkarlarını düşünüp egemen gücün hizmetçisi olmayı seçtiler.
       Yine dönemin ülkücülerinden olup bugünün ABD-AKP-PKK ittifakının yalayıcıları olanlar vardır. Taha Akyol, Mümtaz'er Türköne, Musa Serdar Çelebi, Ahmet Turan Alkan gibi pek çoğu, dün Türk milliyetçisi iken bugün Türkiye'yi parçalama plânını savunan militan cemaat görevlileri olup çıkmış karşımıza. Anlaşılıyor ki onların da ülkücülüğü ABD'nin soğuk savaş döneminde verdiği antikomünizm görevini yerine getirmekten ibaretti. Efendileri, komünizmden koruma adına Türkiye'nin bağımsızlığını "hâlledince" görevleri değişti. Orta Doğu'yu şekillendirmek için Türkiye'yi parçalamak gerekti ve bu amacın işbirlikçileri geçmişte milliyetçiliğe soyunan bu dönekler oldu.
       O kadar geriye gitmek zorunda da değiliz. 10 Kasım 2004'te "Atatürk'ün nihai hedef olarak demokrasiyi düşünmemiş olabileceğini öne sürmek gülünçtür... Kimileri Atatürk'le demokrasi sözcüğünü yan yana getirmekten hala hoşlanmıyorlar." diyerek Atatürk'ün demokrasiye bağlı biri olduğunu anlatan Hasan Cemal, 10 Nisan 2012'de "Atatürk diktatör değilse nedir?" diye yazıyor. Senede bir PKK'nın Kandil'deki kampına gidip teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti yönetimine akıl vermesine aracı oluyor. Çünkü o zamanki sözde Atatürkçülüğü, Batının emrinde, NATO'cu, AB'ci bir "Atatürkçülük"tü.

       Hızlı yükselen jöleli ise 2009'a kadar AKP'ye verip veriştirirken, ekonominin battığını, Cumhuriyetimizi yıpratmaya çalıştıklarını söylerken Haberturk'a geçip yükselmeye başlayınca giderek ABD-AKP-PKK ittifakına teslim oluyordu. Bugün bir kanalın başında, başkanlık sistemini övme görevini yerine getiriyor. Oysa beş altı yıl önce ulusalcının önde gideniydi. Çünkü onun da Atatürkçülüğü sahteydi, Aydın Doğan'ın hesabına yatırdığı paranın temizliği kadar temiz bir düşünce sistemi vardı. Görüldüğü gibi ikisi de bugün gittikçe uzayan dönekler listesinde yer alıyor. İkisi de ABD ve AB'nin desteğiyle büyüyen AKP'ye itaat zamanı geldiğinde "dönmekte" herhangi bir sakınca görmedi.

       Bunlar gibi pek çok örnek vardır. Bu topraklardan başka herhangi bir şeye dayanarak yaşayanlar hangi görüşü savunurlarsa savunsunlar, bir gün mutlaka döneceklerdir. Peki bugün bölücü AKP diktatörlüğünün karşısında, yanımızda yer alan, sömürgeci ABD'nin, siyonist İsrail'in Türkiye ve Orta Doğu plânlarına karşı olan cepheye mensup olanlar arasından dönecek olanlar var mı? Gün gelecek, bugün "Atatürk'ün askerleriyiz, emperyalistlere ve işbirlikçilerine geçit vermeyeceğiz" diyen kimilerini ağzımız açık bir şekilde şaşarak düşmanın kucağında görecek miyiz?

       Amacımız güvensizlik ortamı yaratmak değil ama sorunun yanıtı: EVET! Bugün ABD'nin karşısında, Mustafa Kemâl'in yolunda gözüken ama AB ve NED'den para alanlar, Çin'le "çok yönlü ilişkiler" geliştirenler, WikiLeaks belgelerinde ABD görevlilerine bilgi verdiği açığa çıkan CIA'in "kontakt"ları, yarın savaşmadan yenilenler, düşmana teslim olanlar listesine adlarını yazdıracaklardır. Atatürkçülükten söz edip halkçılıktan habersiz olan "aydın"lar, parti çıkarlarını düşünüp RTE ile birlikte milliyetçiliği ayaklar altına alanlar ve devrimciliği ağzına almaktan çekinen korkaklar dönecekler ve koşa koşa efendilerinden yeni görevlerini öğrenmeye gideceklerdir.

       Ulusal Davanın temel koşulu adamlıktır. Kuşkusuz ki kimileri bu nitelikten yoksundur ve bireysel çıkarlarını terk edip dava uğruna onurları dışında her şeylerini kaybetmeyi göze alamazlar.

       Onlar yarın vatanseverleri yüz üstü bırakacak, Türk milletinin tam bağımsızlık mücadelesini baltalayacak, umutları yıkacak olan iki yüzlülerdir. Tüm vatanseverlerin dikkatli olması ümidiyle...

       "Herkesi uyutalım, yazar olalım
       Vatan millet üstüne, nutuk atalım"

       Dönek Türküsü - Timur Selçuk

       "Utanç verici olan yenilmek değil, savaşmadan yenilmektir."
       Mustafa Yıldırım

       "Doğruların yalnızlığı, kalabalıkların yanlışlığından yücedir."
       Cem Yağcıoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder