25 Ocak 2013 Cuma

Yeni YÖK Yasa Taslağındaki Değişimler

İkinci yeni YÖK Yasa Taslağı 12 Ocak'ta Millî Eğitim Bakanlığına sunuldu. Kasım 2012'de hazırlanan, üniversiteleri sermayeye teslim eden taslak; öğrenciler, akademisyenler, bilim çevreleri ve eğitim sendikaları tarafından büyük tepki alınca süreci yönetenler frene bastı. Aralıkta meclise getirmeyi planladıkları taslağı bekletmek zorunda kaldılar. Taslak yükseköğretimi bilimsellikten çıkarıp sermayenin denetimine vermesinin yanında Anayasa'ya da aykırıydı, kâr amaçlı "özel üniversite"ler kurulması öngörülüyordu. Nitekim YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya da YÖK'ün yeni hâli olacak TÜYÖK'ün ancak yeni Anayasa'dan sonra yasalaşabileceğini söylemişti. Yeni taslakta birkaç küçük değişiklik var ancak aynı piyasacı zihniyet, aynı bilim düşmanlığı, örneğin YÖK Genel Kuruluna üye seçimindeki aynı siyaset egemenliği yine göze çarpıyor.

Üniversite Konseyi'ne makyaj

Amacını açıkça belli eden, "üniversite yönetimlerine vergi rekortmenlerini sokacağız" diye yazılan birinci taslaktaki bazı acemilikler giderildi. Üniversite Konseyi'ne seçilecek üniversite dışı kişilerin özelliklerindeki "son üç yıl içinde üniversitenin bulunduğu ildeki vergi mükellefleri içerisinde en çok gelir vergisi ödeyen gerçek kişiler ya da kurumlar vergisi ödeyen tüzel kişi temsilcileri" ifadesi çıkarılmış. Ki aslında en çok tepkiye neden olan kısım da buydu. Bu cümle kesilmiş ama yine vergi rekortmenlerinin, eğitimle ilgisiz zenginlerin Üniversite Konseyi'nde dâhil olmasına engel olan bir şey yok, "üniversiteye mâli destek sağlayan", "ilgili üniversitenin mezunu" nitelikleri öngörülüyor. Üstelik üniversite dışından Konsey'e dâhil edilecek üye sayısı yeni taslakta 2'den 3'e çıkarılıyor!

Birinci taslakta ilgili üniversitenin öğretim üyelerinin 5, Bakanlar Kurulunun 2, TÜYÖK'ün 2; yeni taslakta ise Senato'nun 6, Bakanlar Kurulunun 2, TÜYÖK'ün 1 üye seçme hakkı bulunuyor. Yukarıda bahsedilen üniversite dışı üyelerin seçimini ise bu 9 seçilmiş üye yapıyor.

Birinci taslağın 10. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, Üniversite Konseyleri'nin kurulması için ilgili üniversitenin en az 10 yıllık bir geçmişinin olmasını şart koşuyordu; ikinci taslakta bu madde de kaldırılmış. Taslağı biraz boyayarak, yumuşatarak önümüze koyacakları olasılığını düşünüyorduk; tam tersine, böyle kararlı değişiklikler de var!

Yabancı üniversiteler kendi kurallarına göre

Yeni taslak incelenince Kasım 2012 tarihli ilk taslağın bir hazmettirme, alıştırma süreci olduğu görülüyor. İlk taslak ortaya millî eğitime, bilime aykırı bir şey atıyor. Onu tartışırken, ortaya atılan bu şey ikinci taslakta uygulanış yönüyle bambaşka bir zarar içeriyor ve bu kez varlığını değil uygulanışını tartışır hâle geliyorsunuz. İlk taslak yabancı ülkelerdeki üniversitelerin Türkiye'de fakülte, yüksekokul, enstitü açmalarına izin veriyordu. Ancak "Yükseköğretim Kurulunun bu tür yükseköğretim kurumları için belirlediği şartlara uymak kaydıyla" şartıyla. İkinci taslakta bu şart ortadan kaldırılmış, "Yabancı yükseköğretim kurumları, kendi ülkelerinin mevzuatına tabidir." denilmiş. Yani yabancı bir üniversite Türkiye'de fakülte açabilecek ama Türkiye'nin yasalarına uymak zorunda olmayacak. Bu, Türkiye Cumhuriyet topraklarının bir kısmının egemenliğini kısmen de olsa yabancı ülkelere devretmek anlamına gelir. Çünkü o alanda geçerli olan yönetmelik, Türkiye Cumhuriyet'nin hukuk kuralları değil ilgili ülkenin Anayasası ve yükseköğretimle ilgili kuralları olacaktır.


YÖK'ün sitesindeki anket

YÖK'ün sitesinde "özel üniversite" denilen, yasa taslağında bahsedilen yerlerde sık sık anonim şirketlerden söz edildiği kâr amaçlı yükseköğretim kurumlarının açılmasına destek verilip verilmediği sorulmuş. Yüzde 53'e 41, bu sözde okulların açılmasına karşı çıkılmış

İkinci taslaktaki bir değişiklik de geçtiğimiz ağustos ayında kaldırılan harçlarla ilgili. Yeni taslağa göre lisans eğitimi -hazırlık sınıfı hâriç- yedi yılı geçen öğrencilerden her yeni dönem için katkı payı alınacak. Katkı payının miktarını Bakanlar Kurulu belirleyecek.

İkinci taslak hazırlanırken Anadolu Ajansı Rektör seçimlerinde öğrencilerin de dâhil edildiği bir değişiklikten bahseden bir haber yayınlamıştı ve bu haber internette "müjde!" diye paylaşılıyordu. Ancak yeni taslakta da Rektörlük seçiminde öğrencilerin oy hakkı bulunmuyor. Üstelik YÖK Genel Kurul üyesi Sait Bilgiç, 22 Ocak'ta TRT Haber'de katıldığı bir televizyon programında bunu "öğrencinin masumiyetini bozmama" gibi komik nedenlere bağladı. Yani Rektörlük seçiminde söz hakkı bulunmak, oy kullanmak masumiyeti bozuyor! Öyleyse mevcut Rektörlerin hiçbiri masum değil!

Yeni taslak eski taslağa göre, eski taslak da var olan YÖK Yasasına göre ileri, daha demokratik, daha bilimsel değil; aksine bilim yerine sermayeye ve özellikle Amerikan ideolojisini yaymakla görevli bazı yabancı üniversitelere göre hazırlanmış. İhtiyacımız olan ne yeni taslak, ne eski taslak, ne de var olan YÖK Yasasıdır. Yükseköğretimimiz için gerekli olan, YÖK'ün ortadan kalktığı, özgür, bilimsel, siyasetin baskısından bağımsız bir ortam ve yönetmelik/hukuktur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder