26 Mayıs 2012 Cumartesi

Galatasaray'ın Yol Haritası

Sekizinci sırada bitirilen lig, üçüncü sınıf Ukrayna takımına elenerek veda edilen Avrupa macerası, hiçbir katkı yapmadan gelip giden yıldız futbolcular, başarısız teknik adamlar, kulübün artan borçları... Galatasaray'ın önceki sezon sonundaki hâli bundan ibaretti. Adnan Polat'tan koltuğu devralan Ünal Aysal baştan sona ince eleyip sık dokudu. Kimilerince riskli görülse de bu zor zamanında takımı en iyi bilen kişiye, Fatih Terim'e emanet etti. Terim'in yardımcıları ise Ümit Davala, Hasan Şaş, Taffarel gibi bu yuvanın eskileri oldu. Teknik, idari kadrodan sonra futbolcu kadrosunun da tepeden tırnağa yenilenmesi kararı verildi. Son yıllardaki, sadece "ismine" bakıp alınan, takıma uyum sağlayamayan oyuncu transferi alışkanlığına son verildi ve gerekli bölgelere gerekli oyuncular alındı. Bu transferler ekonomik olarak da birer başarı örneğiydi.




Mondragon'dan sonra bir türlü sağlama alınamayan kaleye hem genç, hem yıldız olan Fernando Muslera getirildi. Savunmanın önderliği Çek millî stoper Ujfalusi'ye verildi. Sağ beke yine Muslera gibi "yıldız" denilebilecek biri, Eboue transfer edildi. Fatih Terim'in şans vermesiyle öne çıkan ve savunmanın değişmezi hâline gelen Semih Kaya ile birlikte bu üç oyuncunun performansı geçen sezon büyük hatalar yapan Hakan Balta'yı da etkiledi ve savunmada önceki sezondan bambaşka bir görüntü çizildi.




Orta sahada bir türlü rakiplere karşı üstünlük sağlayamayan, beklentilerin karşılığını veremeyen Sarp-Barış-Ayhan üçlüsü dağıtıldı. Trabzonspor'dan bedelsiz alınan Selçuk İnan takımın öncüsü oldu, gol ve asistte başı çekti, attığı paslar, serbest vuruş golleri ve "maestro"luk da denilen takıma yön vermesi ile bu sezonun en çok parlayan adamı oldu. Juventus'tan kiralık alınan Melo ile harika bir ikili oldular. Melo daha savunmacı (defansif) oyun tarzı ile savunmayı çok rahatlattı. Ayrıca Brezilyalılığından gelen hücüm özellikleri ile de girdiği hemen her gol pozisyonunu olumlu sonuçlandırdı, topu kazanarak geliştirdiği kontrataklardaki hızlı düşünme yeteneği ile "iki yönlü" oyunun çok önemli bir parçası oldu. Semih gibi sezonun "alt yapı transferi" olan 1991 doğumlu Emre Çolak da yükselen çizgisi ile takımın değişmezleri arasına girdi. 24 maçta ilk on birde sahaya çıktı. Mücadelesiyle, hırsıyla rakip orta alanda rakibi boğan baskıcı Galatasaray'ın önemli bir parçası olmayı başardı. Ve en az Emre kadar hırslı, koşan, mücadeleyi seven Engin Baytar, sahada ayak basılmamış yer bırakmayan Engin aslında 3 gol, 7 asistlik rakamların söylediğinden çok daha fazlasını yaptı! Ligdeki pek çok son dakika golünde hazırlama, pasını atma, pozisyonu oluşturma şeklinde imzası vardı. Engin ve Emre'den sonra kanat oyuncuları arasına, beklenen çıkışı sonunda bu yıl gerçekleştiren Aydın Yılmaz da eklendi. Gelecek sezonda bu üç oyuncu kendilerini daha da geliştirdikleri takdirde çok daha önemli katkıları veremeye başlayacaklardır. Bir diğer kanat oyuncusu İspanyol Riera aldığı ücretin karşılığını veremedi. Oynadığı çoğu maçta "idare eder" bir oyun ortaya koydu. Ancak devre arasında Manisaspor'dan Yiğit'in alınmasıyla birlikte kanat oyuncusu sayısı daha da arttı ve bu performansla takımda kalması düşünülmüyor.




Galatasaray bu sezon ligin sonlarına doğru bir gol sıkıntısı yaşadı. Daha doğrusu ileride oynayan oyuncuları skoru değiştirmeyi bir türlü başaramadı. Ligin başında bilindik başarılı performansını sergileyen Milan Baros ikinci yarıda etkili olamadı. Özellikle Anatlyaspor maçında gördüğü gereksiz kırmızı kart bu sezon Baros için kırılma noktası oldu diyebiliriz. Devre arasında transfer edilen Necati Ateş kısa sürede takıma uyum sağladı, Baros'u yedek kulübesine mahkûm etti ancak kendisinden bekleneni verse de sezonun sonuna doğru formdan düştü. Uzaktan goller attığı, deplasmanların ilacı olduğu ilk maçların aksine kaleciyle karşı karşıya önemli pozisyonları kaçıran bir Necati tablosu çizdi. Sezon başında Bolton'dan alınan Elmander, takımın bir numaralı golcüsü oldu. Daha en başta, Real Madrid'le yapılan hazırlık maçından itibaren başarılı bir performansa imza attı. Gol attı, attırdı; Engin Baytar'la birlikte hiç durmayan sürekli koşan, baskı yapan, golü araya özelliğiyle dikkat çekti. Uzun boylu bir santrfor olmasına rağmen sürekli mücadele etti, orta gelirse kafayı atarız düşüncesiyle rakip sahada beklemedi. Geldi savunmasına yardımcı oldu, defanstan top çıkarıp atak başlattı! Ancak rakip bölgede topla çok oynadığı için çok fazla faule maruz kaldı. Normal sezonun sonunda sakatlanması performansını olumsuz etkiledi. Süper Final'de de eski başarısını gösteremedi, son maçta ayağına aldığı darbe sonucunda ciddi bir sakatlık daha geçirdi. Fatih Hoca genelde ileride bu üç isimden ikisini oynattı. Bunların dışında Sercan Yıldırım da bir iki maçta forma giydi ancak beklenen performansı sergileyemedi. Mehmet Batdal ise Trabzonspor maçında son dakikadaki önemli pozisyonu kaçırarak belki de takımda kalıcı olmasını sağlayacak fırsatı tepti!


Fatih Terim sezon başına tek forveti sistemi denemiş ancak gol yollarında başarıya ulaşamayınca iki forvetli, çift ön liberolu oyun düzenine geçti. Engin, Emre, Melo, Elmander gibi yüksek tempolu, mücadeleci futbolcularla kurulu olan takımın en önemli görevlerinden biri sürekli baskı yaparak rakip takımı ileride sıkıştırmak ve hataya zorlamak oldu. Galatasaray'ın bu sezon çok iyi yaptığı işlerden biri de buydu. Yepyeni  bir takımın bu kadar kısa sürede uyum sağlaması ve yıllardır bir arada oynuyor gibi istikrarlı bir çizgide futbol oynaması Galatasaray'a kupayı getiren en önemli özellikti. Ancak sezon sonuna doğru oyunda aksamalar oldu, Süper Final'de Galatasaray kendi evinde maç kazanamadı. Çünkü forvetleri formdan düşmüştü.


Belirttiğimiz gibi, hem Emre Çolak hem de Engin Baytar sürekli koşan, golü arayan, mücadele veren hırslı oyuncular. Ancak bu iki oyuncu çok iyi şut atan, tek başına skoru değiştirecek özelliklere -henüz- sahip değiller. (Yaşından dolayı Emre Çolak'ın ileriki dönemlerde kendini geliştirip skorer bir kanat oyuncusu olabileceğini tahmin edebiliriz.) Çift ön liberolu, "10 numara" mevkiinin olmadığı günümüz futbolunda kanat oyuncuları artık sadece orta yapan isimler değil. Kanat oyuncusu dediğimiz zaman bir forvet kadar skoru değiştirme yeteneği olan şutör oyuncular akla geliyor. Fenerbahçe'nin kanadında Stoch, Beşiktaş'ta Quaresma oynuyor. Yerli oyunculardan Arda'yı örnek gösterebiliriz. Zaten Fatih Terim de Arda Atletico Madrid'e gittiği zaman "Bu tüm plânlarımı değiştirdi" demişti. Devre arasında da böyle bir kişiliğe sahip olan Shaqiri'yi transfer etmeye çalıştı ancak transfer gerçekleşemedi. Galatasaray bu oyun tarzında golcü kanat oyuncusuna sahip olmamanın sıkıntısını sürekli geriye gelip top alan, orta saha ile iç içe oynayan forveti ve hücum özellikleri yüksek olan Selçuk-Melo ikilisi sayesinde yaşamadı. İşin ilginç yanı, Engin'le Emre ve Sabri, Riera, Yiğit, Aydın ve Kâzım'la birlikte toplam yedi kanat oyuncusu var ve bu kadar çok oyuncunun hemen hemen tamamı aynı özelliklere sahip. İlk on birde oynayabilecek Arda gibi, Nani gibi hücumcu karakteri, golcülüğü ağır basan karakterde bir orta saha futbolcusu yok. Aslında Kâzım ve Aydın bu anlattığı oyun tarzında olmasalar da bu oyun karakterine yakın futbolcular ancak yalnız Aydın'a güvenmek büyük "cesaret" olur. Kâzım ise bence yeniden Olimpiyakos'a gidecek ya da başka bir takıma gönderilecektir. Bu yüzden Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde başarı elde etmek istiyorsa Arda tipi bir kanat oyuncusu almalı ve doğal olarak bu geniş kanat oyuncusu kadrosunu daraltmalı.


Ceyhun, Yekta, hâttâ Sercan gibi oyuncular kendilerini gösterme fırsatı bulamadı. Yekta zaten çok uzun bir sakatlık sürecinden geçti. Ceyhun az ama öz oynadı. Sercan'ın ise takımdan gönderilebileceği konuşuluyor. Bence bir yıl daha şans verilmesi gereken bir futbolcu. Felipe Melo konusunda ise hem taraftar, hem Fatih Terim Melo'yla yola devam etmek istiyor. "13 milyon avro" şartını koyan Juventus'la pazarlıkların sürdüğü biliniyor. Milan Baros ve Necati'nin durumları da muamma. Fatih Terim yeni sezonda bu iki futbolcuyla devam edecek mi bilinmiyor. Milan Baros ligin ikinci yarısındaki performansı ve ilerleyen yaşı ile transfer edildiği dönemdeki mükemmel performansının çok çok uzağında. Gönderilmesi büyük ihtimâl. Necati kiralık olarak alınmıştı ve şüphesiz ki önemli katkılar sağladı ancak 30'unun üstündeki bu futbolcu gelecek sezon da kadroda olacak mı yoksa teşekkür edip takımdan gönderecekler mi bilmiyorum. Ancak Elmander'in yanına top sürme yeteneği güçlü, koşucu (sprinter) bir forvet alınması şart. Yine uç bir örnek verecek olusak, van Persie gibi bir hücum oyuncusu şart! Ancak basındaki haberler baktığımızda Berbatov gibi futbolculardan bahsediliyor. Galatasaray'ın Berbatov'a ihtiyacı yok. Oyun sıkıştığı zaman rakip ceza sahasında adam bitirici vuruşlar yapabilecek, kontrataklarda adam eksiltip gole gidebilecek futbolculara ihtiyacı var.




Galatasaray yönetimi ve Fatih Terim'in transfer plânlarını, takımda gelecek kişileri bilmiyoruz, pek çok nedenden dolayı konuşmak henüz erken ama Galatasaray Muslera, Eboue, Selçuk, Elmander gibi oyuncuların yanına iyi bir forvet ve kanat oyuncusu alıp Melo'yu da Juventus'tan transfer edebilirse gelecek sezon Şampiyonlar Ligi veya -oradan giderse- Avrupa Ligi'nde adından söz ettirecek başarılara imza atacaktır diye düşünüyorum. Bence bu takım Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final ya da Avrupa Liginde Final oynama başarısından çok uzakta değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder