11 Mart 2012 Pazar

Winning Eleven 8'i Özlemek...

Türkiye'de Playstation'ın tarihçesi nereye dayanır bilmem. Ama uzun yıllar bugünkü gibi oynanmaya devam edeceği, yapılan toplumsal etkinlikler arasında her zaman yerini koruyacağı ve arkadaşlar arasında hep bir rekabet konusu olacağı kesin. Playstation denince akla gelen ilk oyun şüphesiz Pro Evulotion Soccer (PES) ya da Winning Eleven'dır. Doksanların sonunda, iki binlerin başında çocuk olanların "hobi"lerinde önemli bir yer tutan bu oyun günümüze kadar değişerek ve gelişerek varlığını sürdürüyor.


Winning Eleven'la tanışmam, orta okulda abimle birlikte genel ağ kahvehanesine ilk kez girişimizle gerçekleşti. Allah'tan hemen bilgisayara oturmak yerine abimi dinlemişim o gün... Bugüne kadar Winning Eleven/PES oynayışlarımın en ilginciydi o ilk olanı. Barcelona'yı alan abimden 40 metreden, genelde orta yapılan sağ çaprazdan yediğim golleri bugün dahi hatırlarım. Maalesef ben ise, orta yapmaya yarayan tuşu şut çekmek için kullandığım için pek etkili olamamıştım...


Winning Eleven 8 en unutulmazıydı serinin... Belki -benim için- ilk olduğundan hep öyle düşünmüşümdür ama gerçekten 8'den sonra oyunun hiçbir sürümden o zevki alamadım. Hele oyunun PS3 platformuna taşınmış hâlini hiç mi hiç sevemedim. WE 8 yeniydi, -bu yorumu o gün yapamasak da- 2004'e göre çok ileriydi. Oyunda çalım atmak, top sürmek, ikili mücadeleye girmek çok zevkliydi. Winning Eleven 9'dan sonraki sürümlerdeki gibi çalım atmak için göbeğiniz çatlamıyordu. WE 8'dan sonra, 9'da kısmen görülen, 10 ve 11'de rezaletinin zirvesine ulaşan, Konami'nin WE/PES'teki "değişim"i şüphesiz başarısız oldu. Tabi bahsettiklerim maç oynama konusundaki değişiklikler.


Oyunun yüzde doksanı Japonca'ydı, anlatıcı abimiz John Kabira'nın "gattirilik asit / oofsayduuses / casiiiiyyas / ronaljiin / haatto garalara hiittap" gibi çıkışları vardı (daha sonra bu abimiz yerini John Champion'a devretti), kırmızıcı hakem Kazuki Ito hep maçı birkaç kişi eksik oynamamıza neden olurdu, görsel açıdan -doğal olarak- ilerideki sürümlerle arasında bir fark oluştu, ne bileyim R1+L1 ile duran topu hemen kullanmak vs. yoktu ama WE 8'in tadı hepsinden başkaydı.




Real Madrid'in efsane zamanlarıydı o yıllar. Ronaldo, Raul, Figo, Beckham, Zidane, Owen, Roberto Carlos gibi yıldızlardan oluşan takımı seçen bir sıfır önde başlıyordu maça... Arsenal da tarihinin en iyi kadrolarından birine sahipti o yıl. Henry'li, Bergkamp'li, Ljunberg'li, Pires'li, Vieira'lı takım fırtına gibi esiyordu gerçekte de oyunda da... Bugün WE 8'in özlenmesinde "Nostaljiye duyulan sevgi"nin de payı büyüktür tabi.




WE 8'i bize sevdiren bir önemli etken de ilk kez Türkçeye, Türk takımlarına uyarlanan WE/PES sürümü olmasıydı aslında. Süper Lig'in 18 takımı da yer almıştı, dolayısıyla İstanbul takımları dışındaki takımların taraftarlarının ilgisini çekti. (Galatasaray'ın ancak geçen yıl bitirdiği stadı ta o 8 yıl önce çıkan bu oyunda "Aslantepe" ismiyle oluşturulmuştu.) Bu oyunu sabahlara kadar oynadığımı hatırlarım. Ama Master Lig'in açılmaması gibi basit hataları vardı... Yine de WE 8 Ole Mix ve "WE Turkey" WE/PES serilerinin en zevklisiydi...




WE 8'den sonra oyun zevki diye bir şey kalmadı. Çalım atmak oyunun en zor kısmı oldu. Sahayı bir uçtan diğer uca koşmak, WE 8'dekinin iki katı kadar uzun sürüyor. WE 8'de orta kesip gol atmak biraz kolaydı evet, ama sonrasında ise neredeyse imkânsız oldu. WE 8'de serbest vuruşlar O tuşu (yuvarlak) ile kullanılıyordu. Sonrasında ise cepheden veya hafif çaprazdan serbest vuruş kullanırken orta tuşuna bastığınızda oyuncu topun altına çok çok hafif giriyor. WE 8'de 25-26 metreden yakın serbest vuruşların gol olma olasılığı yüksekken sonrasındaki oyunlardaki sistemde 25-26 metreden uzak bölgelerde kareye basılarak yapılan şutların kaleye girme olasılığı daha yüksek.




Karşılaşmadaki özellikleri birbirlerine yakın olan WE 9, 10, 11, 12 ve 13'ten sonra Konami PS3'e yöneldi ve saha içindeki oyun özelliklerinde yine bir değişime gitti. Winning Eleven 11'den sonra Konami "PES" markasını daha öne çıkarmaya başladı. WE 11 (yani PES 2007) büyük bir rezaletti. Konami'nin tekrar değişime gitmesi oyunda bana göre pek çok iyileşmeye yol açtı. Oyun daha hızlandı, ufacık bir dokunuşla top süren oyuncunun dengesinin bozulması gibi aptallıklar azaldı, ortadan gol atma olasılığı arttı, atılan paslar özellikle PES 5-8 arasındaki gibi ölü vuruşu gibi gitmeyi bıraktı ama zaten PS3 yaygınlaşmaya başladı ve PS2 kullanıcılarının sayısı gitgide azalmaya başladı.


PS3 için çıkarılan ilk sürüm olan PES 2011 kocaman bir fiyaskodu! Oyunu yapanlar bize şu iletiyi veriyorlardı: "Topu kaptırmamak için R2'ye basmak zorundasın!" İkili mücadelelerde topu süren oyuncu rakibini asla koşarak geçemez! Yani Ronaldo gibi adam eksiltmek imkânsızlaştı. Ancak eli R1'den çekerek R2 ile çalım atma çok kolaydı ama bu, hızlı ataklarda gol bulma şansını çok aza indirdi. Duran toplardan gol atmak inanılmaz kolaylaştı... Bu hatalardan kısmen ders çıkarılıp PES 2012'de bazıları en aza indirildi ama hâlâ top sürme, baskı yapma gibi konularda aksaklıklar mevcut... Yine de insanların "en yenisi en iyisidir" mantığı yüzünden "PES'i PS2'de oynamayı sürdürenler" derneğinin az sayıdaki üyelerinden biri olarak çok yalnız olduğumu söyleyebilirim.


Aslında oyun ilerledikçe, yeni sürümler çıktıkça; görsel açıdan, formalar, statlar, kupalar ve ligler açısından, R1+R2, sağ analog ile boştaki oyuncuyu yönlendirme gibi saha içi özellikler açısından pek çok gelişmenin varlığını yadsıyamayız. Ancak Winning Eleven 8; tadı, eğlencesi, oyun tarzı ve biraz da bendeki nostaljisi ile gözümde tüm zamanların en iyi WE/PES sürümü olarak yerinin koruyacak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder