3 Mart 2012 Cumartesi

Millî İrade / Millet Egemenliği

    Türkiye'yi bölmek, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında parçalamak, Cumhuriyet  kazanımlarını yok etmek, karşı devrim sürecini hızlandırmak için iktidar gücünü kötüye kullanan AKP, bu pisliklerinden dolayı önüne çıkan engelleri yıkmak için "millî irade" kılıfına sığınmak zorundaydı. İktidarda olduğu şu on yılda Tayyip Erdoğan'ın ağzından en çok duyduğumuz sözlerin başında gelir "millî irade". Türkiye topraklarında kukla bir devlet kurmayı hedefleyen Amerikan projesine eşbaşkanlık yapacakın, Anayasa'ya aykırı olarak Colin Powell'la 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma imzalayacaksınız, PKK'nın koruyucusu Barzani'yi kırmızı halılarla ağırlayacaksın, ulusal bayramları rafa kaldıracaksın, bölücübaşı ile masaya oturup pazarlık yapacaksın, binlerce şehit ve gâziden utanmadan bebek katiliyle protokol imzalayacaksın, güçler ayrılığı ilkesini hiçe sayarak yargıyı iktidarın etkisi altına sokacaksın; ama sana kapatma davası açıldığında, istediğin padişah yetkilerine karşı çıkıldığında, yaptığın Anayasa'ya aykırı yasalar yüksek yargıdan döndüğünde "Bunlar millî irade düşmanı, bunlar demokrasiyi içlerine sindirememişler!" diye avazın çıktığın kadar bağıracaksın! Üstelik geçmişinde, senin deyiminde cemaziyülevvelinde "Egemenlik kayıtsız şartsız miletindir sözü yanlış, egemenlik kayıtsız şartsız Allah'ındır." türü hezeyanlar olacak!


    Tayyip Erdoğan'ın her konuşmasında mutlaka "demokrasi, millî irade" vurgusu yer alır. Acaba "Tayyip Erdoğan'ın bir milyar doları var, diyen şimdi içeride" sözünün sahibinin nedir demokrasiden anladığı?

    Bu karikatür üstteki soruya yanıt veriyor. ("Demokrasi kendi diktatörlerimizi seçme özgürlüğüdür.")

    "Demokrasi" Jean Jacques Rousseau'nun 18. yüzyılda dünyaya öğretmeye çalıştığı bir düşünce değil artık. Sömürgecilerin elinde oyuncak olmuş bir "hayalet" sadece. Adı sürekli anılan ama kendisine rastlanamayan; bazen gökten savaş uçağıyla, bombalarla inen bir Soros ajanının adıdır "demokrasi"!

    Olmayan demokrasiye dayanıp "millet iradesi" diye diye millietin iradesini ve millet idaresini AB/D'ye peşkeş çeken Tayyip Erdoğan'ın demokrasi anlayışı öyle bir düzeydedir ki, partisinde aykırı bir söz söylendiği zaman "Söz vardır ki kelle götürür." diyerek kendisinden farklı düşünenlere "demokratik" uyarıyı yapmıştır. (Bu "demokratik" uyarıyı dikkate almayan Turhan Çömez, "Ergenekonculuk"la cezalandırılmıştır.) Tayyip Erdoğan millet iradesine öyle saygılıdır ki, Meclisi Kanun Hükmünde Kararnamelerle tek başına yönetmiştir. Milletin seçimine o kadar önem gösterir ki, Mecliste yedikleri naneleri, gece yarıları çıkardıkları kıyak kanunları halk öğrenmesin diye Meclis TV'nin saat 19'dan sonra yayın yapmasını engellemiştir...

    Örnekler saymakla bitmez. Ama Tayyip Erdoğan'ın vatana ihanetlerini "millet iradesi" kılıfına uydurması öyle bir hâl almıştır ki, yalaka medyasının "seçimi kazanan asar da keser de" anlayışını pompalaması o kadar ilerlemiştir ki, son yıllarda siyaset dünyasına hâkim olan havaya göre meclisteki vekiller nefes almayı yasaklayan yasa çıkarsalar dahi onların bu tavrına bir tepki konulamaz! Çünkü vekillik ceketini giyenlerin her biri sandık başına giden milyonları temsil eder. Vekillere laf söyleyen millete laf söylemiş olur! Bu, milleti hiçe saymaktır! (Demagojiye bak!..)

    Yani Birleşmiş Milletler İkiz İhanet Sözleşmeleri de "milli irade" yetkisiyle imzalanabilir, Avrupa Birliği Yerel Yönetimlere Özerklik Şartnamesi de... Mecliste egemenlik yetkisini kullanan bir parti rejime, bağımsızlığa, bölünmez bütünlüğe aykırı etkinliklerde bulunabilir, ancak buna karşı gelen millet düşmanıdır(!)..

    Oysa Anayasamızın 6. maddesi şöyle diyor: "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, ANAYASANIN KOYDUĞU ESASLARA GÖRE, yetkili organları eliyle kullanır. 
EGEMENLİĞİN KULLANILMASI, HİÇBİR SURETLE HİÇBİR KİŞİYE, ZÜMREYE VEYA SINIFA BIRAKILAMAZ. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz."

    Gerçek buz gibi ortadayken 2008'de AKP'ye kapatma davası açıldığına neden herkes "Bu, millet iradesini ayaklar altına almaktır, yargıdaki statüko demokrasiye müdahale ediyor." diye ayağa kalktı? Utanmazlıkları elverse (utanmasalar demiyorum) AKP'nin çıkardığı yasaları veto eden eski Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'e bile "Bu yaptığın demokrasiyle bağdaşmaz" diye kızacaklardı...

    Mustafa Kemâl ATATÜRK der ki: "Millet egemenliğinin üstüne egemenlik kuran mürtecidir."

Millî iradenin hiç sorgulanmayan bir düşmanı da tüm gericiliğiyle burada çıkıyor karşımıza: Avrupa Birliği! Millet egemenliğini halktan alıp Avrupa Birliği'ne veren, Türk milletinin karar verme gücünü çöpe atıp Siyonist, Haçlı, Türk düşmanı AB'nin karar verme gücünü öne çıkaranlar da "demokrasi" ve "millî irade" söylemini kullanan gericilerdir!

    Sözlerimin özü: Ey ahali, üç beş dolma kalemin gazına gelip senin meclisinde düşmanın vekilliğini yapanlara kalkan olma! Hakk'ın adını kullanıp hakkını yiyenlere hesap sor; ya da soranlara karşı çıkma!

    "Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir."

Mustafa Kemâl ATATÜRK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder